Recep İvedik'in yapımcısı Faruk Aksoy, hasılattan eline geçen parayla üç film çekecek...
Dört milyon iki yüz bin kişi tarafından izlenen Şahan Gökbakar'ın 'Recep İvedik'i üç film doğurdu! Filmin ortak yapımcısı Faruk Aksoy, hasılattan payına düşen parayla üç yeni projesini hayata geçirmek için kolları sıvadı.
Günaydın'ın haberine göre, filmlerden ilki 'Recep İvedik 2'. Diğeri büyük ihtimalle adı değişecek olan '4-4-2'... Senaryosu ve oyuncu kadrosu kesinleşen üçüncü film ise 'Avanak Kuzenler'. Eylülde vizyona girecek olan filmde Cansu Dere ve Yağmur Atacan başrolleri paylaşacak.
ELEŞTİRMENLERE ELEŞTİRİ!
Sinemadan kazandığını yine sinemaya yatırdığını söyleyen yapımcı Faruk Aksoy, yeni projelerini anlatırken eleştirmenlere yüklendi: Birçok eleştirmenin yerin dibine soktuğu 'Recep İvedik' hem iki filmin planlanandan önce gösterime girmesine hem de yeni sinemacılara olanak sağlanmasına neden oldu. Bol bol yerin dibine sokacakları iki film daha çekerek eleştirmenlerin varlıklarını sürdürmelerine yardımcı olacağız!
Televizyonda evlendirme programları artıyor, evlenmek isteyen stüdyolara koşuyor.
Toplum bir süreliğine “gelin-kaynana” formatlı yarışmalardan kurtulmuşken, Flash TV’de başlayan “Dest-i İzdivaç” programı, evlenmek isteyenlerin gözlerinin yeniden ekranlara çevrilmesine neden oldu.
Çok geçmeden evlilik programlarındaki “cevheri” fark eden, “Deniz Feneri” adlı yardım programından tanıdığımız, ünü “Karagümrük’ü yakan adam”a çıkan Uğur Arslan da FOX TV’deki benzer formatlı programı “Su gibi” ile katıldı evlendirme rekabetine...
Kanal1’de Çelik’in sunduğu “Gel Yarim Ol” programı da devreye girince, evlilik programlarının sayısı 4’e çıktı. Böylece Türk toplumu görücülerin yerini “televizyon”un aldığı yepyeni bir “evlilik çağına” adım attı.
Ahmet Çakır - Güler Bayraktar çifti “15-20 güne kadar evleniyoruz”
Ahmet Çakır, SSK’dan emekli, 50 yaşında. Daha önce 20 sene süren bir evlilik yapmış. 21 yaşında bir oğlu var. Tek başına kalmanın erkekler açısından zor olacağı düşüncesiyle yeniden evliliğe niyetlenmiş. Aslında, bir düğün salonunda müdür. Ve her geçen gün yeni çiftlerin mutluluk tablolarına tanık oluyor. Ama kısmetini bulması televizyon seyrederken Güler Hanım’ı görmesiyle oluyor. Evlenme teklifini, milyonlarca kişinin önünde Güler Hanım’ın önünde diz çökerek yapıyor: “Güler Hanım, ellerin ellerimde, dizlerin dizlerimde, bir ömür boyu benimle hayat kurmaya var mısınız?”. Ekranda kendisini izleyen arkadaşlarının çoğundan “Erkeklik gururunu 2 paralık ettin” eleştirileri alıyor. Ama pek de oralı olmuyor. 1962’de Trabzon doğan Güler Bayraktar da, ailesinden gelen tepkilere göğüs germek zorunda kalıyor. 12 sene önce eşini kaybeden Güler Hanım, kızının kanala sesli mesaj bıraktığını ve sonra kanalın kendine döndüğünü anlatıyor: “Ben de yaklaşık 40 gündür kanala gelip gidiyorum. Ve Ahmet Bey’le evlenme kararı aldık. 15-20 güne kadar evleniyoruz. Kızıma da söylüyorum, kendisi üniversitede okuyor. Kızım evlenirsen, bu program hâlâ bu kanalda devam ediyorsa, ben de seni buraya getirip evlendireceğim”.
Zekiye Yavuz - Hayrettin Tırpan “3 haftalık hamileyim”
Zekiye Yavuz, 43 yaşında. Hayrettin Tırpan’la ekranda milyonların önünde ikinci evliliğine imza atmış. Zekiye Hanım, “overlok işçisi” olarak çalışırken, 2005 senesinin Aralık ayında kalp krizi geçiriyor. “Allah bu tarafta bana bir fırsat daha verdi. Demek ki sevdiği kuluymuşum ki, bir fırsat daha yarattı bana” düşüncesiyle, 48 saatlik ilk evliliğinin üzerine ikinci evlilik kararını alıyor. Hastalandıktan sonra evlenme kararı almasına da başlangıçta ailesi karşı çıkıyor. Ama o kararından dönmüyor: “Televizyon izlerken ilk önce Star’ı aradım, not aldılar. O kanalda birini beğendim, köfteciymiş. Şansımı denedim. Maalesef, ne sigorta var, ne de bir şey... Hanım’ı da ölmüş. Bir sosyal güvence yok başta bir kere. Olmadı.” Zekiye Hanım, sonra şansını rakip kanal FOX TV’de deniyor. 56 yaşında, özel şoförlük yapan Hayrettin Tırpan’la tanışıyor. Hayrettin Bey’in de daha önce evlendiğini, üstelik bu evliliğinden 3 çocuğu, 7 de torunu olduğunu öğreniyor. Yine de onu beğeniyor. Evlilik kararı ise, çiftin Esenler’e kadar birlikte yaptığı otobüs yolculuğu esnasında alınıyor. 1 ay önce evlenen çiftin, kanal yapımcılarını bile şaşırtan sürprizi ise sonra ortaya çıkıyor: “Nikahımız kıyılalı 1 ay oldu. Şu an 3 haftalık hamileyim. Ve gerçekten mutluyum.”
SONGÜL KARLI Arabaya bindirip sinemaya gönderiyoruz
Gelen beyler ve hanımlar, genelde 1 gün içersinde birilerini bulup gitmiyorlar. Bizimle geçirecekleri 15 günleri var. İster istemez, burada doğruları ve yanlışları ortaya çıkabiliyor. Arabaya bindirip sinemaya yolladığımız çiftler bile oluyor. Genelde problemli, sevgiye muhtaç, 2-3 evlilik yapmış ama sevgiyi bulamamış insanlar. Bunun yanında zengin beyle evlenmek isteyenler, hayatımı yaşamak istiyorum diyenler de var. Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar arıyor ve belki de Kars’ta, Eskişehir’de göremeyeceği insanları, burada tanıyıp evlenebiliyorlar. Aslında onlar için çok keyifli bir durum.
UĞUR ARSLAN Birbirlerini beğenmeyenler daha çok izleniyor
“Su gibi”, 2007 Haziran’da bir yardım programıyla başladı. Sonra da git gide evlilik programı halini aldı. Çöpçatan programlarından ziyade, bizim program eş buluyor ve evlendiriyor. Tam da “çöpçatan” demek doğru değil. Eş buluyoruz, nikahını kıyıyoruz ve evlendiriyoruz. Hatta eşya ihtiyaçları falan varsa, bunları da karşılamaya çalışıyoruz. Şimdi bu kimsesiz yaşlılar ve dul kadınlar birbirleriyle evlenerek zor durumlarını düzeltiyor.
Sadece maddi çıkarla buraya evlenmeye gelenleri, o tavrı anladıktan sonra program dışına alıyoruz. Evlenmek demek, biriyle hayat kurmak demektir.
Ekip arkadaşlarımız 1 hafta önceden adayların memleketlerine gidip esnafı, komşusu, akrabasıyla röportajlar yapıyorlar.
Açıkçası birbirlerini beğenmeyen çiftler daha çok izleniyor. 10 yıl boyunca “Deniz Feneri” diye bir program yaptım. Bu program gözü yaşlı insanların bulunduğu kategoriye giriyordu. “Deniz Feneri” gibi içinde gözyaşı olan programları artık izleyici izlemek istemiyor.
Biz bu çağda kalabalık içinde yalnızlığı yaşıyoruz. İnsanlar evden işe işten eve gidiyor ve eş bulmakta zorlanıyorlar. Eskiden görücü usulü vardı. Şimdi bu yok. Dolayısıyla, bu eksikliği insanlar artık televizyondaki evlilik programları ile telafi ediyor.
En çok mutlu olduğumuz ve “Bu iş doğru yere gidiyor” dediğimiz an ise herhalde programda evlendirdiğimiz Zekiye Hanım’ın bize telefon açıp “Ben hamileyim” dediği an... Yani buluşturup de evlendirdiğimiz bir ailenin çocuklarının olması. 1 ay önce evlendiler ve şu anda Zekiye Hanım, 3 haftalık hamile.
Medyada flash bir gelişme oldu. Kanaltürk hiç beklenmedik bir isme satıldı. Peki Kanaltürk'ün yeni patronu kim? İşte o isim;
Bugün medyada flash bir satış yaşandı. Tuncay Özkan’ın Kanaltürk’ünü Bugün Gazetesi’nin sahibi İpek Grubu satın aldı. Peki İpek Grubu’nun başındaki Akın İpek kim?
Koza-İpek Grubu yıllarca davetiye sektörünün önde gelen temsilcisi oldular. Halen bile yurtiçi davetiye pazarının yüzde 90’ı onların. O zaman kimse onları tanımıyordu… Taa ki 2003 yılında Bugün Gazetesi’ni alana kadar…
Grubun başındaki Akın İpek 1963 doğumlu… İyi bir eğitim görmüş. Önce Ankara TED, ardından İngiltere’de ekonomi… Babası öldükten sonra işi büyüterek ilerletmiş. Medya ise istediği ama hiç planlamadığı bir konuymuş.
ÖNCE BUGÜN’Ü ALDI
Bir arkadaşı sayesinde Nazlı Ilıcak’la tanışmış ve bir hafta içinde de gazeteyi almış. Gazeteyi aldığı günlerde Vatan Gazetesi’nden Gülümhan Gülten’e verdiği röportajında şöyle anlatıyor.
“Ben o zaman bunu bir fırsat olarak algıladım. Ben tam gazeteyi aldığım sırada bir yerde Zafer Bey'le (Zafer Mutlu) karşılaştık. Bana ilk söylediği “Allah kolaylık versin” lafı oldu. Ben o zaman anlamamıştım. Sonra anladım. Zor olduğunu biliyordum ama bu kadar zor olduğunu tahmin edemedim. Ben de medyada kısa sürede çok büyük başarı elde ederim sandım. Bir buçuk yılda hayatımı törpüledi”
ALTIN MADENCİLİĞİ
Davetiyecilikle başladığı, medyayla devam ettiği işine bir de altın madenciliğini ekledi. işinde 20 milyon dolarını peşin ödeyerek 45milyon dolara Bergama'daki ‘Ovacik Madeni'ni aldı. Altın madenciliğine niye girdiğini de şöyle anlatıyor: Geçtiğimiz yıllarda Newmont'un patronu Türkiye'ye geldi. Benimle görüşmek istedi. Yani bu şirket öyle bir şirket ki milyar dolarlık kârları var. Başkanı kendine jet almış, kendine özel Ferrari sipariş ediyor. İnsanın çok parası olunca böyle oluyor herhalde. Bana dedi ki: 'Hiçbir işle insan, bir günde dünyanın en zengini olamaz. Ama diyelim Afrika'da bir yerde bir sondaj yapıyorsun. O sondaj bir saat içinde seni dünyanın en zengini yapabilir'. Altın madenciliği işte böyle bir iş.
AK PARTİ’Yİ DESTEKLİYOR MU?
İpek AK Parti'yle organik bir bağının olmadığını söyleyen İpek Erdoğan’ı hayatında sadece 2 defa görmüş. İpek “Ak Parti’yi destekliyor musunuz?” sorusuna “Ben siyasi istikrarı destekliyorum. Ben çalışarak para kazanan bir insanım. Bu ülkede benim bir gecede tüm borçlarım 2 katına çıktı. Varlığım yarı yarıya düştü. Şimdi AK Parti, sevin ya da sevmeyin bu işi geçmiş iktidarlardan daha iyi yapmadı mı? Elimi vicdanıma koyuyorum. Yine söylüyorum, AK Parti'yle hiçbir ilişkim yok. Ama ben istikrarı destekliyorum."
SARIKLI CÜBBELİ BİR ADAM DEĞİLİM
Akın İpek hakkında en çok konuşulan dedikodu ise Fethullah Gülen’in en yakınındaki isim olduğu. İpek Gülen’i tanıdığını inkar etmiyor. Ve “Bence Hocaefendi bu ülkedeki radikal İslamın da önündeki en büyük engellerden bir tanesidir.” Diyor ve kendini şöyle tanımlıyor: “İnançlı bir insanım, eşim de inançlıdır. Alkolü, yaklaşık 11 yıl önce inançlarım nedeniyle bıraktım. Ama modern bir aileyiz biz. İyi bir eğitim gördük. Ama sanki beni dünyadan kopmuş cübbeli, sakallı bir adam gibi görüyorlar.”
NASIL BİR MEDYA PATRONU?
Şu anda Kanaltürk’ün de sahibi olan İpek medya patronu olarak kendini şöyle tanımlıyor: “Ben gazetenin hiçbir haber toplantısına girmem. Hiçbir manşet toplantısına katılmam. Bu genel çerçeve içinde doğru haber olduğu müddetçe, kimseden korkmadan, çekinmeden habercilik yapmaları dışında hiçbir şeye karışmam. Bakın ben gazeteyi herkes gibi sabah çıkınca okurum. Tek karıştığım pazarlama bölümü.”
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu içini döktü. Tüm samimiyetiyle kırık aşk hikayesini anlattı. Bakın neler yaşamış?
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, gençlik yıllarında, İzmir'in Tire ilçesinde ''kırık bir aşk hikayesi'' yaşadığını söyledi.
Anadolu Ajansı'ndan Efsun Yılmaz'ın röportajına göre; Mumcu, 1977-78 yıllarında eğitim gördüğü Tire Endüstri Meslek Lisesine ilişkin okul anılarını anlattı.
GÜZEL KIZLAR AŞAĞIDAKİ LİSEDEYDİ
Yatılı meslek lisesinde okuduğunu ve okulda hiç kız öğrencinin bulunmadığını belirten Mumcu, ''Güzel kızlar aşağıdaki lisedeydi. Bize yasaklarlardı ama yine de ara sıra gidip o okulun bahçesinin önündeki parmaklıklara yapışır, kızlara kendimizi göstermeye çalışırdık'' dedi.
ADINI BİLE ÖĞRENEMEDİ
Kendisinin de ''gözüne kestirdiği'' bir kız olduğunu ifade eden Erkan Mumcu, şunları söyledi:
''Hayran olduğum bir kız vardı ama adını bile öğrenmek nasip olmadı maalesef. Kız beni hiç fark etmedi. Fark ettirmenin de bir yolunu bulamadım o yaşlarda. Onun beni bilmediği, benim onun adını bilmediğim kırık bir aşk hikayesi olarak Tire'de kaldı. Tire'de eğitim aldığım yıllarda arkadaşlarımla geceleri dışarı çıkıp yazlık sinemada Ferdi Tayfur filmleri seyrederdik. Elimize çekirdek ve gazoz alıp dolaşır, sonra da parkın yanında Neşe Karaböcek dinleyerek bir türlü bizi fark etmeyen kızlara kahrederdik.''
''BİR KERE TASDİKNAME ALINCA...''
Tire'de öğretmenlerden birçok kez dayak yediğini belirten Erkan Mumcu, ''Metal İşleri'' bölümünde eğitim gördüğü Tire Endüstri Meslek Lisesinden ayrılışının da ''bir dayak olayı'' sonucunda olduğunu söyledi.
''Boksör'' lakaplı Müdür Yardımcısı Şenol Bey'den 1977 yılının Haziran ayında dayak yediğini anlatan Mumcu, şunları söyledi:
''Etütten geç gelenler, gürültü yaparak çevreyi rahatsız ederdi. Onları cezalandırmak için yastıkla dövme hikayesi vardı. Geç gelenlerin yastıkla kafasına vurulurdu. Ciddi bir dövme değil ama bir tür dalaş. Benim kalmadığım, üst sınıfların kaldığı yatakhanede böyle bir dalaş olmuş. Dalaş sırasında yastık kılıfı ya da çarşaf parçalanmış. Ertesi gün bizi yemekhaneye almadılar. Güneşin altında bekliyoruz. Kimin yaptığını söyleyeceksiniz diyor Müdür Yardımcısı Şenol Bey. Bize hakaret etmeye başladı, işi vatan hainliğine kadar getirdi. Ben de 'bize vatan haini deme hakkınız yok' dedim. 'Al gardını' dedi bana. Neyi alacağımı anlayamadan pata küte indirdi beni aşağıya ama bu çok incitti beni. Bir daha o adamla yüz yüze gelmek istemedim. Allahaısmarladık dediğim olay odur.''
5 LİSE DOLAŞTI, ÖYLE MEZUN OLDU
Tire Endüstri Meslek Lisesinden tasdikname alıp ayrıldığını kaydeden Erkan Mumcu, ''Tasdikname alma çok fena bir alışkanlık, bir kere alınca... Beş tasdikname daha verdiler, beş lise dolaştıktan sonra liseden mezun olabildim'' dedi.
ANAVATAN Genel Başkanı Mumcu, Tire Endüstri Meslek Lisesi'nden sonra Yalvaç Atatürk Lisesi, Sütçüler Lisesi ve Konya Karatay Lisesine gittiğini, son olarak Yalvaç'taki liseden mezun olduğunu söyledi.
Çok lise gezmesinin nedenini haksızlığa tahammül edememesine ve Türkiye'nin şartlarına bağlayan Mumcu, ''Doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlardı, boş verin'' dedi.
''BİR ŞEYE İTİRAZ EDİLECEKSE BEN EDERDİM''
Erkan Mumcu, Tire Endüstri Meslek Lisesinin uygulamalı bir okul olduğu için kopya çekmenin söz konusu olmadığını belirterek şöyle devam etti:
''Yaramaz değildim ama bir şeye itiraz edilecekse üstüme vazife olmasa da ben itiraz ederdim. Onun için 'sonunda avukat oldu' diyorlar ya. Beni siyasete getiren kişiliğimin ip uçlarını orada görmek mümkündü. En yakın iki arkadaşımdan biri sağcı, diğeri solcuydu. Sağcısıyla - solcusuyla çok iyi arkadaştık. Hayatımın en önemli dönemeçlerinden birini Tire'de yaşadım. Aileden uzakta, başka kültürlerle tanıştım, Benim için çok öğreticiydi. Bütün arkadaşlarımın bende çok iyi hatıraları vardır. Birbirimize dayanarak ayakta duruyorduk. Tire çok güzel bir yerdir. ''
Terim Euro 2008 için 26 kişilik aday kadroyu açıkladı. Alınanlar ve alınmayanlarla liste tartışma konusu oldu.
Euro 2008 aday kadrosunun yankıları sürüyor. Son dönemde form tutan Hakan Şükür'ün kadroya alınmaması tartışılıyor. Sezonu 11 golle kapatan Şükür listede yer almadı.
Yine Galatasaray'ın golcüsü Ümit Karan ve Kayserispor'un önemli kanat oyuncusu Mehmet Topuz'un da olmaması eleştiri konusu.
Daha önceleri listeye alındığı için tartışma konusu olan Hakan Şükür, bu kez Milli kadroya çağrılmadığı için Terim eleştiriliyor.
Terim'in Fenerbahçe'de ilk onbirde oynamayan Colin Kazım'ı alması sürprizle karşılandı.
Aday kadroya dahil futbolcular Antalya'daki Gloria Golf Resort Hotel'de toplandı. A Milli Futbol Takımı'nın aday kadrosu şu isimlerden oluşuyor:
Fenerbahçe: 'Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Uğur Boral, Mehmet Aurelio, Kazım Kazım, Semih Şentürk Beşiktaş: Rüştü Reçber, Gökhan Zan, İbrahim Kaş
Galatasaray: Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin, Hakan Balta, Mehmet Topal, Ayhan Akman, Arda Turan Trabzonspor: Tolga Zengin Ankaraspor: Emre Aşık
Cinsel taciz suçlamasıyla cezaevinde tutulan Vakit yazarı, "Gazozuma ilaç attılar" demişti..Nuri Alço bakın ne dedi;
Sinema oyuncusu Nuri Alço, 14 yaşındaki kıza tecavüz suçlamasıyla cezaevinde tutulan yazar Hüseyin Üzmez’in ilaçlı gazozla bilincini yitirdiği iddiasına sert yanıt verdi.
Rol aldığı filmlerde genç kızları ilaçlı gazozla kötü emellerine alet eden Alço, “Biz o filmleri gençlere kötü örnekleri göstermek için çektik. Benim filmlerimi kendisine kötü örnek almış. İlaçlı gazoz türünden savunma yapması acizliktir; bu basınla ve yargıyla alay etmektir” dedi.
ÜZMEZ'E ATEŞ PÜSKÜRDÜ
Akşam Gazetesi'nden Erdinç Akkoyunlu'nun haberine göre Bilkent Üniversitesi’nde konferans veren Alço, Üzmez’e ateş püskürerek “Kendini savunurken benim filmlerime gönderme yapmış. Biz o filmleri gençleri uyuşturucunun kötülüklerine karşı uyarmak için yaptık. Üzmez ise yanlış anlamış. Haberi okuduğum zaman kendisini bu şekilde savunmasına kızdım. Ben eczacılık okudum ve uzun süre de eczacılık yaptım. GENÇLERİ UYARACAK
Bir kişinin gazozuna ilaç atmak, onun bilincini kapatmak kolay olacak işler mi? Bu basını ve yargıyı kandırmak ” dedi. Gençleri uyuşturucunun kötülükleri üzerine uyarmak için konferanslar veren Alço, bundan sonraki panellerde Üzmez’in kendi filmlerinden yaptığı savunmayı da işleyeceğini ve gençleri Üzmez’e karşı uyaracağını da sözlerine ekledi.
Zico'dan zehir zemberek rapor.. Üstünü çizdiği futbolcular ve alınmasını istediği isimleri yönetime bildirdi.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Arthur Zico, kaçan şampiyonluğun faturasını futbolculara kesti ve zehir zemberek bir rapor hazırlayıp, yönetime sundu. Starspor da bu raporun tüm ayrıntılarını ele geçirdi. İşte maddeler:
*Takım içinde büyük operasyon gerekiyor. Bu kadro ile önümüzdeki yıl zorluk yaşarız.
*İnandığım bazı isimler beni yaktı. Önder Turacı, Kemal, Can Arat, Ali Bilgin, Kezman, Appiah, Gürhan ve Volkan Babacan’ı takımda görmek istemiyorum.
*Takıma en az 6-7 transfer yapmalıyız. Sağ ve sol kanatta büyük sıkıntılar yaşıyoruz.
*Nonda ve Arda ayarında mutlaka iki isim takıma monte edilmeli.
*Semih ile bütün sezon geçmez. Uzun boylu, hava hakimiyeti olan ve ceza sahasında iş bitirici iki bomba futbolcu mutlaka alınmalı.
*İç transferde en iyileri almalıyız. Mehmet Topuz, Gökhan Ünal, Mehmet Yıldız ve Selçuk İnan gibi isimler bizde olmalı.
YILDIRIM KARARSIZ
Fenerbahçe'de Zico kararsızlığı. Brezilyalı hoca bir haftalığına İtalya'ya gitti. Gitmeden önce de yönetime mesaj yolladı. İsteklerini sıralayan Zico yönetimin tavrını bir an önce belirlemesini istedi. Ancak camia ikiye bölünmüş durumda. Aziz Yıldırım da kararını veremedi.
ÜCRETİNİ YÜKSELTTİ
Yılda 1.5 milyon euro alan Zico, ücretinin 2.2 milyon euroya yükseltilmesini ve 3 yıllık sözleşme istemişti. Ancak yönetim istekleri gördü ve düşünmek için süre istedi. Kaçan şampiyonluk sonrası camiada bölünme olduğu ve Zico’ya karşı bir tavır oluştuğu ifade ediliyor.
İTALYANLARIN GÖZDESİ
ZİCO dün İtalya’ya giderken son noktayı da koydu. Şampiyonlar Ligi’nde takımın yakaladığı başarı nedeniyle İtalya’nın Lazio ve AS Roma; Portekiz’in de Sporting Lizbon takımlarıyla görüşen Brezilyalı teknik adam, bu yüzden elini sağlam tutuyor.
Erdoğan bilmiyor, Baykal biliyor ama bu kadar iyi bildiğini öğrenince Başbakan şaşırdı. "Yanlış olmasın" diye sordu. Konu bakın neydi?
Erdoğan yıllarca "demokrasi araçtır" sözü sebebiyle muhalefetin eleştirilerinin odağı olmuştu ve bu söz sebebiyle başı hayli ağrımıştı. Baykal bu sözün bulunduğu kitabı Baykal'ın Türkçe'ye çevirdiği ortaya çıktı. Bunu duyan Erdoğan çok şaşıdı ve "yanlış olmasın, ingilizcesi o kadar iyi mi?" diye sordu.
Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Başbakan Erdoğan'ın geçen hafta 48 milletvekili ile yaptığı toplantıda ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı. Erdoğan milletvekilleri ile yemek yerken AK Parti'nin sol kökenli milletvekillerinden Haluk Özdalga, "Demokrasi araçtır" sözünün teorisyeni ünlü siyaset bilimci Giovanni Sartori'nin "Demokrasi Kuramı" isimli kitabını Deniz Baykal'ın Türkçe'ye çevirdiğini Başbakan'a söyledi.
KİTAP ÇEVİRECEK KADAR İYİ Mİ?
Özdalga'nın bu sözleri Başbakan Erdoğan'ı hayli şaşırtmış. Erdoğan, Özdalga'ya "Yanlışlık olmasın. Baykal'ın İngilizce'si kitap çevirecek kadar iyi mi?" diye sormuş.
SÖZÜMÜN ARKASINDAYIM
Yıllar önce söylediği bu sözlerin yine arkasında olduğunu da yineleyen Erdoğan, "Benim söylemek istediğim şu: Demokrasi de, din de insanların mutluluğu için araçtır" görüşünü ifade etmiş.
ÖĞRETİM ÜYESİYKEN ÇEVİRMİŞ
İtalyan Giovanni Sartori ise siyaset biliminin en ünlü teorisyenlerinden birisi olarak biliniyor. Baykal, Sartori'nin kitabını Ankara İniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğretim üyesi iken Türkçe'ye çevirmiş. Sartori, "Demokrasi Kuramı" isimli eserinde demokrasiyi anlamanın yolunun, demokrasinin ne olmadığını anlamaktan geçtiği görüşünü savunuyor. Bunun için de demokrasinin karşısına, totaliterizm, otokrasi, oligarşi gibi yönetim modellerini koyuyor.
Nissan ve Renault işbirliğine giderek lityum pille çalışan araç üretti. Benzine alternatif otomobilin sorunları da var!
Çevre dostu bir araç yaratmak için kolları sıvayan sektörün iki devi Renault ve Nissan, elektrikle çalışan ve yeniden şarj edilebilen bir elektrikli araba üretti.
Çevre dostu arabanın bazı dezavantajları da var. Örneğin 200 kilogram ağırlığındaki pili ile yaklaşık 200 kilometre yol kat edilebiliyor.
Ardından pilin yeniden şarj edilmesi ya da dolu bir pille değiştirilmesi gerekiyor.
Ancak 200 kiloluk bir başka pili arabada taşımak ya da gerektiğinde değiştirmek pek kolay değil.
Galatasaray’ın yeni sezonda yeniden Gheorghe Hagi’ye emanet edileceği iddia edildi. Peki Hagi bu duruma ne dedi?
Galatasaray’ın yeni sezonda yeniden Gheorghe Hagi’ye emanet edileceği iddia edildi.
HAGİ ANLAŞTIĞINI SÖYLEDİ
Oftaş maçını izleyen bir Rumen gazeteci, yönetici Haldun Üstünel’e, “Galatasaray’ın yeni teknik direktörü Hagi olacakmış, doğru mu?” diye sordu. Üstünel, “Yok öyle bir şey” karşılığını verince Rumen basın mensubu, “Nasıl olur? Hagi ile konuştuk. Bize Galatasaray ile anlaştığını söyledi. Teypte kaydı var. Adnan Polat ile görüşüp anlaşmış” dedi.
Bunun üzerine Haldun Üstünel, “Adnan Polat ile görüşmüş olabilir ama Hagi, tebrik etmek için konuşmuştur. Şu anda gündemimizde böyle bir olay yok” dedi.
RUMEN GAZETESİ DE ANLAŞTIĞINI YAZDI
Ancak Rumen Prosport Gazetesi, Hagi’yi Galatasaray’ın yeni teknik direktörü olarak ilan etti. “Lacatuş Hagi’ye karşı” başlığını atan Prosport, “Şampiyonlar Ligi’nin ön elemesinde Steaua Bükreş ile Galatasaray eşleşebilir. Galatasaray Teknik Direktörü Steaua ile eşleşmek istiyor” diye yazdı. Hagi, 2004-2005 sezonunda G.Saray’ı çalıştırmıştı.
Türk Medyası, Güncel Haberler, Siyaset, Tv izle, Yerli Diziler, Yerli Filmler, Sinema İzle, Youtube, Yabancı Filmler, Kültür Sanat, Müzik, Eğlence, Siyaset, Toplum ve Yaşam, Magazin, Spor, Haber, Aktüel, Türkiye ve Dünyadan Haberler, gazeteler, televizyonlar, radyolar, dergiler, bedava sms, güzel sözler, eğlence, komedi, mizah, oyunlar, mp3, astroloji, burçlar, ekart, e-kart, TV-Radyo, müzik, bilgisayar, internet, sinema, tiyatro, kültür, sanat, spor, medya, program, download, gazete oku, tv izle, Türkiye ve Dünyadan siteler, linkler